(ANKARA)-  CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, "et vurgunu" iddialarına ilişkin ANKA Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu. Öztürkmen, ''11 büyük firmanın Et ve Süt Kurumu'nun 4 dolara ithal ettiği canlı hayvanı 5-6 dolara vurgunda adı geçen firmalara sattığını'' öne sürerek, ''Bu firmaların da kendi aralarında oluşturduğu whatsapp grubu aracılığıyla fiyatları ve et arzını belirlediğini'' savundu. ''11 büyük firmanın sahibinin AKP'ye yakın isimler olduğunu'' ifade eden Öztürkmen, hem ESK'nin hem de Rekabet Kurumu'nun söz konusu 11 firmanın ismini açıklamadığını, ancak incelemenin devam ettiği bilgisini verdiğini bildirdi. Öztürkmen, "Hem yerli üretimi baltalayan hem de vatandaşımızı pahalı ete mahkûm eden bu büyük vurgunun ve vurguncuların peşindeyiz" dedi.

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Et ve Süt Kurumu'nun yurt dışından kilosu 4 dolara ithal ettiği canlı hayvanı, piyasada 5,5-6 dolara bazı büyük firmalara sattığını savundu. Etlerin bugünkü kurla yaklaşık 128 TL'den ithal edildiğini, içerde büyük alıcıya ortalama 176 TL'den satıldığını ifade eden Öztürkmen, "Peki nasıl oluyor da en ucuz kuşbaşı et vatandaşın sofrasına 550 TL'den geliyor. Pirzola, antrikot ve bonfileyi saymıyoruz bile. Onlar 800-900 TL aralığında satılıyor" dedi.

''Yüzbinlerce ton karkas et ve canlı hayvanın et lobilerinin vurgun malzemesi yapıldığını'' kaydeden Öztürkmen, "İthal ette rantın büyüklüğünü şöyle düşünün: Tarım ve Orman Bakanlığı, ESK eliyle sadece 2024 yılı için 600 bin baş besilik sığır ithal edecek" ifadelerini kullandı.

Öztürkmen konuya ilişkin ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada "vurgun sisteminin" nasıl işlediğini şu sözlerle anlattı:

"Büyük alıcılar, farklı isimlerle yeni şirketler kuruyor..."

"Büyükbaş hayvanlar devasa gemilere yüklendiği anda aslında Türkiye'deki alıcıları belirlenmiş oluyor. Gelen ithal etin ve canlı hayvanların ancak yüzde 5-10'luk kısmı küçük üreticiye satılıyor. Aslan payını 11 büyük şirket alıyor. Şirketler, ancak çiftliğinin canlı hayvan kapasitesine göre ESK'dan alım yapabiliyor. Örneğin bin hayvanlık bir çiftliği olan şirket ancak bunun yüzde 20'si oranında ithal besilik hayvan alabiliyor. Yani 200 adet. Kalan yüzde 80'inin yerli hayvan olması gerekiyor. Ancak böyle olmuyor. Çünkü büyük alıcılar, farklı isimlerle yeni şirketler kuruyor ve tek alıcı bu farklı şirketler üzerinden ayrı ayrı hayvan alıyor. Gerçekte bin hayvanlık çiftliği olan şirket 200 hayvan alabilmesi gerekirken, bu yöntemle bin hayvan alıyor. Özetle şirketlerin çiftliklerinde yüzde 20 ithal, yüzde 80 yerli hayvan bulunması gerekirken, bu yöntemle oranlar tersine dönüyor. Bazı çiftliklerde ithal hayvan oranının yüzde 90'lara vardığı biliniyor. Ancak bir şekilde bu denetim süreci işletilmiyor. Başka küçük çiftlik sahipleriyle de anlaşan bu büyük şirketler, belli bir kâr payı vererek onlar üzerinden de ithal hayvan alımı yapıyor. Kullanılmayan, boş bırakılan çiftlikleri de çalışıyor gibi göstererek alım talebinde bulunuyorlar. Böylelikle ithal canlı hayvanlar, sahte belgelerle belli aynı şirketlerin çiftliklerinde depolanıyor.

BDDK’dan Real Varlık Yönetim A.Ş.’ye faaliyet izni BDDK’dan Real Varlık Yönetim A.Ş.’ye faaliyet izni

"Ette 'piyasa koşulları' denen şey aslında et lobisinin planlı çalışmasından ibaret"

AKP'li çok sayıda siyasetçiyle ilişkili olduğu belirtilen bu şirketler, kendi aralarında ortak hareket ediyor. Hatta bir whatsapp gruplarının olduğu bile biliniyor. Fiyatları ve et arzını kendileri belirliyor. Piyasadaki duruma göre, hayvan kesimini azaltma ya da artırma kararını birlikte veriyorlar. Ya da dağıtımı sınırlı tutarak fiyat hareketliliği sağlıyorlar. Bugün ette 'piyasa koşulları' denen şey aslında et lobisinin planlı çalışmasından ibaret.

"Bu toptancılar üzerine karını koyarak etleri küçük işletmelere dağıtıyor"

Bu şirketler, yeterli kâr oranına ulaştığında hem canlı olarak hem de et olarak piyasaya sürüyor. Bu sürecin sonunda kilosu 176 TL'ye aldıkları hayvanın fiyatını 350 TL'ye çıkartıp satıyorlar. Yüzde 100 kâr şimdiden cepte. Hiçbir şey yapmadan sığır başına yaklaşık 80-100 bin TL kazanmış oluyorlar. Karkas ette durum daha vahim. ESK, ithal ettiği etin çok büyük kısmını PERDER üyesi (Türkiye Perakendeciler Federasyonu) bazı büyük zincir marketlere satıyor. Ancak satılan etlere ne oluyor, ne kadarı reyonlarda satılıyor bilinmiyor. ESK'dan 20 TIR et alan (1 TIR 20-25 ton arsında et taşıyabiliyor) bir perakendecinin, bunların sadece 2 TIR'ını reyonlarında sattığı, diğer kısmını ise el altından bir et tüccarına sattığı iddia ediliyor. Yani ESK'dan kilosu 250 TL'ye aldığı karkas eti, reyonlarında satmak yerine hiç elini değmeden kilosunu 400-450 TL'ye toptancı firmalara satıyor. Bu toptancılar üzerine kârını koyarak küçük işletmelere dağıtıyor, kilodan 140-150 TL para kazanıyor.

"Herkes bu çarkı biliyor, işini namusuyla yapmaya çalışan firmalar iflasın eşiğinde"

Büyük zincir marketlere verilen binlerce ton etin vatandaşa mı yoksa et tüccarlarına mı satıldığı denetlenmiyor. Bu denetimsizliğin, bazı et tedarikçileri ile ESK arasında gerileme neden olduğu da biliniyor. Sektör içinde konuşulanlara göre, Kayserili büyük bir et tedarikçisi ile ESK Genel Müdürü Mustafa Kayhan arasında çok sert bir tartışma yaşanıyor. Mesele de Türkiye’nin meşhur bir büyük zincir lokantasına verilen tırlar dolusu ithal et. Kayserili et tedarikçisi, Kayhan'a 'Verdiğiniz tırlar dolusu etten dolayı biz buraya et satamıyoruz. Hangi kriterlere göre tırlar dolusu eti buraya veriyorsunuz?' diye çıkışıyor. ESK Genel Müdürü de 'Sen kim oluyorsun da bana hesap soruyorsun' diye karşılık verince ortam daha da geriliyor. Hatta gerilimin kavganın eşiğine kadar geldiği iddia ediliyor. Ancak daha sonra anlaşılıyor ki, meşhur zincir lokantasına tırlar dolusu eti ESK vermemiş, ESK’dan et alan başka büyük bir et firmasından gitmiş. Et sektöründe herkes bu çarkı biliyor. İşini namusuyla yapmaya çalışan firmalar iflasın eşiğinde.

Sektör içindeki araştırmalarımızda bazı büyük firmanın ismine rastladık. İthal canlı hayvan ve karkas etlerin yüzde 90'ı bunlar arasında pay ediliyor. 11 şirket, şikayetler üzerine geçen aylarda mercek altına alınmış. Rekabet Kurumu, piyasayı manipüle ettikleri, arzı kısarak ortak fiyat belirledikleri gerekçesiyle incelemeye aldığı bu firmalardan şu ana kadar sadece Namet firmasına 72 Milyon 986 bin TL ceza kestiğini öğrendik. Tabii karlarına bakınca bu cezanın devede kulak olduğu görülüyor.

"Büyük firmaların tamamı AKP'li siyasetçiler ve eski bakanlarla ilişkileriyle anılıyor"

Diğer 10 firmanın hangileri olduğunu ise Rekabet Kurumu'na sorduk. Başkan Birol Küle, incelemenin sürdüğünü, söz konusu firmaların hangileri olduğunu ancak ceza alırlarsa açıklayacaklarını bildirdi. Öte yandan et piyasasını elinde tutan ve fiyatları istediği gibi belirleyen büyük firmaların tamamı AKP'li siyasetçiler ve eski bakanlarla olan ilişkileriyle anılıyor.

''ESK Başkanı sorulara yanıt vermedi''

ESK da ithal hayvan ve etleri kaç liradan aldığını, Türkiye'de hangi firmalara, kaç liradan sattığını sır gibi saklıyor. Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü, günler süren görüşme taleplerimize üç gün sonra ancak döndü. Yukarıdaki sorularımızı telefonda ilettik. Ancak tahmin ettiğimiz yanıtı aldık: 'Meclis'te Tarım ve Orman Bakanlığı'na yazılı soru önergesi verin.' Bir kurumun genel müdürü halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekilinin sorularından ısrarla kaçıyor. Neden?

Son 2 ayda bazı market ve işletmelere verilen et miktarı...

ESK'nin vermediği bilgileri biz sektör içinde yaptığımız araştırmalar sonucunda öğreniyoruz. Edindiğimiz bilgilere göre seçili bazı zincir marketlere devasa oranlarda ithal et verilmiş. Son 2 ayda bazı market ve işletmelere verilen et miktarları şöyle:

Köfteci Yusuf: 57 TIR, Happy Center: 38 TIR, Namet: 21 TIR, Onur Market: 18 TIR, Dan Et: 15 TIR, Kim Market: 15 TIR

"ESK dağıttığı canlı hayvan ve etin akıbetinden habersiz"

TIR'ların 21 ile 25 ton arasında et taşıyabildiği düşünüldüğünde, oranın büyüklüğü ortaya çıkıyor. Küçük işletmeler ESK'dan et alamamaktan yakınırken, bazı firmalara yüzlerce ton ithal ucuz et gidiyor. Peki devlet bu etlerin akıbetini nasıl takip ediyor? Ya da takip ediyor mu? Sektör içinden aldığımız bilgiye göre hayır. ESK dağıttığı canlı hayvan ve etin akıbetinden habersiz. Ya da habersizmiş gibi davranıyor.

"Et patronlarını daha da zengin etmek değil, vatandaşın ucuz ete erişimini sağlamak"

Sektörde işini dürüstçe yapan işletmeler, bu rant düzeni ortadan kaldırıldığında, vatandaşın 230-250 TL'ye et alabileceğini ısrarla belirtiyor. Yani bugünkünün yarı fiyatına. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın görevi, et patronlarını daha da zengin etmek değil, vatandaşın ucuz ete erişimini sağlamaktır. Daha önemlisi, Türk hayvancılığına, yerli üreticimize büyük darbe indiren et ithalatı politikasını bir an önce terk ederek, yerli hayvancılığı ve üreticilerimizi korumak, desteklemek, yerli üretime hız vermektir.

Tahminlere göre, son 4 ayda ithal et ve canlı hayvana 1 milyar dolar, yani yaklaşık 34 milyar TL ödendi. İktidar, bu kaynağı yerli üreticimize destek olarak aktarmak yerine yabancı çiftçiye bayram ettiriyor. Hem yerli üretimi baltalayan hem de vatandaşımızı pahalı ete mahkûm eden bu büyük vurgunun ve vurguncuların peşindeyiz ve sonuna kadar gideceğiz.''

Kaynak: anka