Türkiye'deki insan hakları ihlallerine dair kaygı verici raporlar, Ali Serhat Kendirli'nin ikinci kez gözaltına alınmasıyla daha da derinleşiyor. 9 Ağustos 2023 sabahında, kayıtlı bir adresi olmamasına rağmen, dedesinin Niğde'deki evinde sivil giyimli güvenlik güçleri tarafından bulunan ve gözaltına alınan Kendirli, yine şiddete maruz kaldı. Bu, sadece Kendirli'nin kişisel trajedisi değil, aynı zamanda Türkiye'de yaşanan geniş çaplı sorunların da bir yansıması.

Kendirli'nin gözaltına alınmasını takiben yaşanan olaylar, onun için sadece bir mağduriyetten ibaret kalmıyor. Kendirli'nin dedesinin evinden beyaz bir pickup aracıyla alınarak bilinmeyen bir yere götürülmesi, bütün bir toplumun güvenliğine dair soruları akıllara getiriyor. Vücudundaki morluklar, doktorların korkudan rapor yazamaması, tüm bunlar Türkiye'de insan hakları ve hukukun üstünlüğünün ciddi bir sınavdan geçtiğini gösteriyor.

WhatsApp Image 2023-11-06 at 11.49.31

Bu korku dolu günlerin ardından Kendirli, yaşadığı haksızlığı ve masumiyetini şu sözlerle dile getiriyor:

"Ben bunları hak edecek bir şey yapmadım. Herhangi illegal bir eyleme ya da benzeri olaylara müdahil olmadım. Cemaatle AKP arasındaki çatışmanın bedelini neden bize ödetiyorlar? İlle de hesaplaşacakları birileri varsa, Türkiye Büyük Millet Meclisinde ve halen AK Parti içinde onlarca cemaatin yetkili isimleri var. Buyursunlar, hesaplaşsınlar. Ben bir öğrenciyim ve tek gayem okulumu bitirip devletime yararlı bir birey olmaktı. Ben ve benim gibi insanlar, AK Parti ve cemaatin iç hesaplaşmasına alet ediliyor. Bu kabul edilemez bir durum."

Kendirli'nin bu çarpıcı ve içten beyanı, Türkiye'deki politik çatışmaların ne denli kişisel boyutlara indiğini ve bireylerin ne kadar savunmasız kaldığını gösteriyor. Kendirli'nin masum bir öğrenci olarak sadece eğitimine odaklanmak isterken, yaşadığı bu travmatik olaylar, siyasi hesaplaşmaların insan hayatı üzerindeki ağır etkisini açıkça ortaya koyuyor.

Kendirli'nin ve benzer durumdaki birçok kişinin, cemaat ve hükümet arasındaki mücadelede bir piyon olarak kullanılmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan bu ifadeler, ulusal ve uluslararası toplumun tepkisini çekmek için yeterli. İnsan hakları savunucuları, hukukçular ve demokrasi aktivistleri için Kendirli'nin durumu, Türkiye'de derhal ele alınması gereken acil bir konu olarak ön plana çıkıyor.

Editör: Vildan Atmaca