(ANKARA) - Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Hükümet kendi eliyle kriz oluşturuyor. Önce seçilme yeterliliği olmayan, seçilmemesi gereken bir kişiyi seçtiriyor sonra gidiyor O’na kayyum atıyor. Böyle yapılınca dünya kamuoyunda Türkiye’ye hukuksuz bir devlet gözüyle bakılıyor. Bu ülkene yaptığın bir itibar suikastıdır, bunu yapmaktan artık vazgeçin” dedi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarını, Hakkari Belediyesi'ne kayyum atanmasını ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, ‘BRICS’e girmek istiyoruz’ açıklamasını değerlendirdi.

Kişisel Youtube hesabından açıklama yapan Hüseyin Baş şunları söyledi;

“Anayasa Mahkemesi enteresan ve iddialı çıkışlar yaptı. Şimdi bu olayda 3- 4 farklı ihtimal var. Bunlardan bir tanesi; bildiğimiz gibi yargı üzerinden siyasilerin birbiriyle hesaplaşması var. Anayasa Mahkemesi üzerinde eğer MHP kanadının bir gücü varsa ki muhtemelen bir gücü vardır bunların bir dirsek göstermesi olabilir. Sayın Cumhurbaşkanının anayasa değişikliği sürecini hızlandırmak için problemli bir ortam oluşturma niyeti olabilir. Sayın Cumhurbaşkanı hem MHP'yi bir köşeye sıkıştırıp hem anayasa sürecini hızlandırıyor da olabilir. Bir ihtimal de şu; Merkez Bankası ile ilgili alınan karar önemli bir karar çünkü böylece Batıya, Avrupa'ya, Amerika'ya, küresel sermayeye, ‘bakın burada demokratik bir ortam var. Merkez Bankası Başkanı’na da karışmayacağım, nasıl ki Maliye Bakanına karışmıyorum. Siz istediniz Mehmet Şimşek’i getirdim, siz istediniz Merkez Bankası'na da dokunmuyorum’ gibi bir mesaj çabası olabilir. Şimdi bu seçeneklerden hepsi ihtimal dahilinde. Bu tip durumlarda vatandaşımız hiç heyecanlanmasın. Bunlar vatandaşı hiç etkilemeyecek, Türkiye'de hukuk tesis edilmeyecek, Türkiye'de ekonomi düzelmeyecek aynı süreç devam edecek. Bunları siyasilerin hesaplaşmalarının bir sonucu olarak izliyoruz.

“Hükümet kendi eliyle kriz oluşturuyor”

CHP’li Demir’e dert yanan esnaf: “Eskiden yüzde 90 eşya almaya geliyordu, şimdi satmaya geliyor” CHP’li Demir’e dert yanan esnaf: “Eskiden yüzde 90 eşya almaya geliyordu, şimdi satmaya geliyor”

Kayyum olayı Türkiye'de sürekli gündeme gelen bir durum. Ben terörle iltisaklı, teröre yakın hiç kimsenin bir belediyede olmasını bırak, sokakta gezmesini bile kabul etmem. Şimdi Türkiye'de özellikle bizim Güneydoğu bölgemizde nedense seçilmesinde engel görülmeyen kişiler aday oluyorlar, YSK bunları aday yapabiliyor sonra seçildikten sonra hükümet yargı yoluyla bunların görevden el çekmesine hükmediyor. Bakın tekrar ediyorum, terörle iltisaklı adamın zaten bırak seçmeyi seçilmeyi, yeri belli. Hükümet kendi eliyle kriz oluşturuyor, sorun burada. Hükümet önce buna müsaade ediyor - ki biliyor kim olduğu belli bunun, parti belli ve bu muhtemelen seçilecek - seçilme yeterliliği olmayan, seçilmemesi gereken bir kişiyi seçtiriyor bilinçli olarak sonra da gidiyor ona kayyum atıyor. Böyle yapılınca dünya kamuoyunda Türkiye’ye hukuksuz bir devlet gözüyle bakılıyor.

“Bu ülkene yaptığın bir itibar suikastıdır, bunu yapmaktan artık vazgeçin”

Bir belediyeye kayyum atanabilir mi? Hukuken atanabilir, bu zaten yaşanan bir durum. Peki bir belediyeye kayyum atayarak toplumsal düzeni rahatsız eden ve dışarıdan bakıldığında demokrasiye, hakka, hukuka sığmayan şeyleri bir ülkenin yöneticisi yapabilir mi, buna zemin hazırlayabilir mi? Bu ülkesine apaçık bir itibar suikastıdır. Bizim yöneticilerimiz bizim ülkemize itibar suikastı yapıyor. Bu işin özeti budur. Ben olaya siyasi ve hukuki düzlemde bakıyorum ve diyorum ki ‘Sen kendi elinle kriz oluşturuyorsun ve 20 yıldır uluslararası kamuoyuna bu ülkede demokrasi olmadığına dair bir işaret fişeği atıp duruyorsun ve bu ülkeyi dış güçlerin sözde demokrasi müdahalesine açık hale getiriyorsun. Bu ülkene yaptığın bir itibar suikastıdır, bunu yapmaktan artık vazgeçin. Bir adamı belediye başkanı seçtirip sonra üzerine kayyum atayacaksan o adama YSK'dan seçilme onayı vermeyin. Onlar da bir başkasını aday göstersinler.

“Ülkemiz ortalıkta top gibi sekiyor”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Çin’de ‘BRICS’a girmek istiyoruz’ dedi. Ülkemiz ortalıkta top gibi sekiyor. Ülkemizi öyle bir hale getirdiler ki ülke top gibi bir o duvara, bir bu duvara çarpıyor. Şimdi ben prensip olarak BRICS’i makul gören bir düşünce yapısındayım. BRICS önümüzdeki 20 yılın hem ekonomik, hem sosyal, hem hukuki anlamda dünyanın geleceğine yön verecek bir organizasyon. BRCIS’e girme talebi makul bir taleptir. Burada şöyle bir problem var; siz bir taraftan Avrupa'ya gidip ‘Ben burayı çok beğendim, Avrupa Birliği’ne gireceğim’ deyip öte yandan Asya'ya gidip ‘Ben burayı da çok beğendim BRICS’e gireceğim’ deyip sonra ülkenize dönüp bütün Ortadoğu'yu kendi ülkenize sokup bir sonuç elde etmeye çalışıyorsanız siz bizi uyutuyorsunuz demektir, siz bizimle dalga geçiyorsunuz demektir.

“Bu kafayla dünya sizinle ancak dalga geçer”

Avrupa Birliği'ne girmek isteyen bir ülke BRICS’e girmek istemez çünkü olmayacağını bilir. Bu, Rusya'nın çıkıp, ‘Ben NATO'ya girmek istiyorum’ demesi gibi bir şey. Böyle şey olabilir mi, NATO zaten Rusya'ya karşı kurulmuş. BRICS Avrupa Birliği'ne ve Amerika eksenindeki dünyaya karşı kurulmuş bir yeni dünya düzeni. Sen bir yandan Avrupa kapısında 50 sene ülkeni uyutuyorsun öte yandan da çıkıp, ‘Ben BRICS’e gireceğim’ diyorsun. Ben BRICS’e girme taraftarıyım ama bu politikalarla dünya kamuoyu seninle ancak dalga geçer, bırak BRICS’e girmeyi, Avrupa Birliği’ne girmeyi dünya kamuoyu sizinle dalga geçmeye başlar. Bir yandan Avrupa'ya gireyim, bir yandan BRICS’e gireyim, bir yandan bütün Ortadoğu’yu içeri doldurayım bu olmaz. Siz gidiyorsunuz, ‘BRCIS’e girmek istiyoruz’ diyorsunuz ama BRICS’te NATO ülkesi yok. Nasıl olacak bu? Dolayısıyla vatandaşı uyutmaktır. Güya Abdülhamit'ten aldıkları denge politikasını yanlış anlamışlar. Bu denge politikası falan da değil bildiğin dengesizlik politikasıdır.”

Kaynak: anka