Haber: MERVE GÜVEN / Kamera: DURSUN ALKAYA

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayicilere seslendi. Yavaş, “Hiçbir Allah’ın kulu, ‘biz oy vermedik diye, bize hizmet etmedi’ diyemez. Hiçbir yere giderken, kim nereye oy vermiş bakmadık. Hiç kimseyi de ayırmadık. Ayırma niyetimiz de yok. Eşit bir şekilde hizmet etmeye çalışıyoruz. Sosyal medyadan şuradan buradan, belli televizyonlardan sürekli haber yapıldı. Her yapılan haberin arkasından da müfettişler geldi. Gelsin, incelesin; varsa bir kusur gitsin savcılığa. Ama çok şükür bugüne kadar bir tek personelim savcılığa gitmedi. Ama o müfettişlerin raporları da bu iftiraları atanların suratına çarpılmak için elimizde hazır olarak duruyor. Alnımızın akıyla; hiçbir Allah’ın kulunu, mahcup etmeden bize güvenenleri; sizlerin karşısına tekrar çıkıyoruz. İnşallah Allah utandırmasın” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde, sanayicilerle bir araya geldi. Yavaş, burada yaptığı açıklamalarda, şunları söyledi:

“ANKARA’NIN HİÇBİR YERİNDE BENİM FOTOĞRAFINI BUGÜNE KADAR GÖRMEDİNİZ”

“Beş yılda neler yaptıklarımızı uzun uzun anlatmayacağız. Farklı bir belediyecilik yaptığımıza inanıyoruz. İş başına gelir gelmez, öncelikle kendim dahil, belediyenin hiçbir personelinin ayrıcalıklı olmadığı, Ankara halkının verdiği gelirlerle maaşını aldığı; onlara eşit şekilde hizmet etmesi gerektiği inancıyla öncelikle rozetimizi çıkarttık. Ankara’nın hiçbir yerinde benim fotoğrafını bugüne kadar görmediniz. Şu anda asılanlar da kendi cebimizden asılıyor, seçim nedeniyle asılıyor. Hiçbir zaman kendimizi öne çıkaran, belediyenin parasıyla reklam yapan bir duruma sokmadık. Çakarları gelir gelmez kaldırdık. Personelimizin de benim de herhangi bir devlet dairesindeki, kamu idaresindeki memurdan farkımız olmadığını, tek farkımızın benim belediye başkanı olarak seçimle gelmem, ama seçildikten sonra bir devlet memuru gibi sadece ve sadece Ankara halkına hizmet eden bir memur olarak görünmek istedik. Bunu alt kademedeki bütün memurlarımıza, çalışanlarımıza göstermeye çalıştık.

“LÜKS ARABALARIN HEPSİNİ SATTIK”

Geldiğimizde lüks arabalar falan vardı, hepsini sattık. Ben minibüs kullanıyorum, belediyeye ait bir minibüs. Bir tek şoför, bir tek koruma ile halkın içinde geziyorum. Dolayısıyla Ankara halkından alınan bu paraların, israf edilmeden; nerede, ne ihtiyaç varsa onlara harcamaya çalıştık. Çılgın projelere girmedik. İş başına geldiğimizde bildiğimizin dışında birçok sorun olduğunu tespit ettik. Ve önceliğimizi oralara verdik. İçinde insan olmayan hiçbir projeye imza atmadık. İsrafı ortadan kaldırdık. Türkiye’de ilk defa 4 binin üzerindeki ihaleyi canlı yayınladık, YouTube’de hepsi duruyor, duracak. Meclis toplantılarımız göz önünde yapılıyor, canlı yayınlanıyor. Ayrıca, belediyemizin web sayfasından, tüm harcamaları kuruşuna kadar izleyebiliyorsunuz… Şeffaf belediyecilik budur. Biz sizlerin parasını harcıyoruz. Sizlerin yatırım yapmayacağınız hiçbir yere yatırım yapmıyoruz.

“HİÇBİRİSİNE AÇILIŞ YAPMADIK”

Önceki dönem kadar asfalt yaptık, önceki dönem kadar kavşaklar yaptık. Ama hiçbirisine açılış yapmadık. Ben devletin parası ile reklam yapmayı sevmiyorum. Bir de bu kavşakların, asfaltların, kaldırımların; bir belediyecilik sayılmaması gerektiğine inanıyorum. Sizin ekibiniz projelerini hazırlar, zaten bunları yapar; bunun için belediye başkanı olmaya gerek dahi yok. Belediye Başkanı; bulunduğu kentteki üretimi artıran, bulunduğu kentteki yoksullara sahip çıkan, önceliği insan olan, ucuz ve kaliteli hizmet veren; ama herkesin yaşadığı kentte konforlu bir şekilde, kentten keyif almasını sağlayan yatırımlar yapması gerektiğine inanıyorum.

Yüksek faizli krediler alınmıştı. Bunların tamamını ödemiş durumdayız. Yine birçok dükkan, 20-30 yıllığına kiraya verilmiş. Belediye Meclisi, aslında 10 yıldan fazla veremez. Biz de 10 yıllık ihaleye çıkmak için, boşalan işyerlerini Meclis’e götürdüğümüzde, maalesef 10 yıla verilmedi. Dolayısıyla gelir kaybımız oldu. Yine hafriyat alanlarından 920 milyon… AYKOME… Her tarafı kazık görüyorsunuz. Niye biliyor musunuz? 10’un üzerinde kazı yapan kuruluş var. Biz izin vermiyoruz. Biz, asfaltı atıyoruz; atmadan evvel bütün kuruluşlara yazı yazıyoruz. Biz buraya asfalt atacağız, yapacak işiniz varsa yapın.

“25 YILDA YAPILAN KADAR YEŞİL ALANI ANKARA HALKINA KAZANDIRDIK”

Taşınmaz satış gelirleri… Eskiden de gayri menkuller satılıyordu, biz de sattık. Eski dönemde, beş yılda 1.337 milyar dolarlık satış yapılmışken; bizim dönemde 288 milyon dolarlık satış yapıldı.

Yeşil alan… Zaman zaman ne yaptı deniliyor? 25 yılda yapılan kadar yeşil alanı Ankara halkına kazandırdık. Bence belediyeciliğin en önemli hizmetlerinden bir tanesi yeşil alanların çoğaltılması, insanların buralara çoluğu çocuğu ile gitmesi… Hiçbirisinde de ticaret yok. Yani devasa paralar yatırılıp, işyerleri yapıp, güzel şeyler yapıp; birilerine kira verilmesi, oraya parka gelenlerin çoluğunun çocuğunun orada gördüğü şeyleri istemesi, birçoğunun da bunları alamaması… Halbuki şimdi herkes, kendi nevalesini alıp geliyor; istediği gibi orada eğleniyor. 18 milyon metrekarelik yeni alan kazandırdık.

Herkes kent merkezine geldi… Belediyelerimize geliyor, diyor ki; ‘Benim oğlana iş.’ Ne iş yapar, her işi yapar. Bunların geri gitmesi lazım. Bir, istihdam yönünden. İki… Bugün Ukrayna savaşı gösterdi. Ayrıca iklim krizi nedeniyle artık 20-30 yıl içinde, en büyük savaşlar su savaşları ve gıdaya erişimden dolayı savaşlar olacak. En büyük problem gıda olacak. İklim değişikliği nedeniyle bazı mevsimler çok kurak, bazıları çok sıcak olup; ürünün yetişmesine engel oluyor. Mutlaka ve mutlaka biz, kentimizdeki insanları tarıma yöneltmek zorundayız… Bütün çiftçilerimizle irtibat halindeyiz… Tohum, gübre, mazot, fide; her türlü desteği yapıyoruz. Bunlar üretmeye, tarıma dönmeye başladılar. Uydudan kurduğumuz sistemle bakıyoruz: üründe bir sıkıntı olursa böcek gibi uydudan tespit ederek, çiftçimize bildiriyoruz. 840 milyon lira destek verdik, ama 6-7 milyar lira gelir elde ettiler. Böyle teşvik ederek tarımın da mutlaka gelişmesini sağlıyoruz.

Bize sadece Mamak Metrosu’nu verdiler. Ankara’daki metro hatları zaten planlı, nereye ne yapılacağı. Biz de iş başına geldik, hiçbirisinin projesi yok. Proje deyip geçmeyin. Mamak metrosunun projesi tam iki yıl sürdü. 100’lerce sondaj ile yerin altında ne var ne yok onlar tespit ediliyor. Hatlar ve derinlik ona göre tespit ediliyor. Biz projesini yaptık, Ulaştırma Bakanlığı onayladı. Sayın Cumhurbaşkanı’na gittik. O da yatırım programına aldı. Kredinin büyük bir kısmını hallettik, Meclis’ten kararını aldık, ihaleye çıkıyoruz. Normalde bunun rakamı 50-55 milyon Euro civarında, kilometre maaliyeti. Çok büyük bir teklif geldi, 580 milyon Euro teklif geldi. Diğer firmalar da girmedi. Giren firmaların ismini vermiyorum. Polemik yapmak istemiyorum ama hepiniz tahmin edersiniz kimlerin girdiğini… Biz bu şekilde… 9 firma kabul görmüşken, üçünün hiç girmeyip de teşekkür vermesini çok garipsedik. Şimdi yeniden ihaleye çıkıyoruz. Daha fazla firmanın katılacağı şekilde yeniden yapıyoruz. Koru’dan Yaşamkent’e Bağlıca’ya, Bağlıca’dan Eryaman’a Keçiören-Ovacık, Kızılay-Dikmen arası metro projeleri yapılıyor. Bunlardan Bağlıca-Eryaman hariç diğerlerinin projeleri bu ay sonunda bize gelmiş olacak. Sonra Ulaştırma Bakanlığı’nın onayına sunacağız.

“HAVAALANINA METRO YAPMA NİYETLERİ YOK”

Metroyu yapıp parasını bizden alıyorlar. Aldığımız kredilerin; 8-10 yılı ödemesiz krediler. Ankara’da Keçiören havalimanına uzanan bir metro projesi var. Biz bunu da istedik, Ulaştırma Bakanlığı’ndan. Gelir gelmez. Projesi olan metro hattı orasıydı. Biz yapacağız dediler. 2022’den beri yatırım programında duruyor. Bu yıl da sadece 3 bin lira ayırmışlar. Fakat ihale yapmıyorlar. İstanbul’da metro yarıştırıyorlar, Ankara’ya gelince yapmıyorlar. Bunun üzerine yazı yazdım, Bakanlığa. Hayır dediler, biz yapacağız. En fazla niye havalimanına metro yok diye, Durum budur. Yapmaya niyetleri yok.

Ulus, en önemli mekânımız. Trafiği yerin altına alıyoruz. Orası çok güzel bir kent meydanı oluyor… Ulus’ta Afgan çok, Kızılay’da Afrikalı çok. Demografimiz de değişiyor. Memur kesiminin Ulus’a tekrar gitmesini ve oralarda hayatın eskisi gibi canlanmasını istiyoruz… Kalede bir etap kaldı. Hıdırlık’a da çıkılır hale getirip… Böyle bir gezi alanı yapmak suretiyle, inşallah orası da turizme açılmış olacak, önümüzdeki dönem… Ulus’un civarındaki bütün sokakları, caddeleri restore ediyoruz… Burası da gece-gündüz hayatın yaşandığı bir yer olacak.

Kariyer Merkezi’miz var. 300 bin kadar özgeçmişin hepsini oraya yükledik. Bütün iş adamlarımızın, sanayicilerimizin erişimine açık. Oradan istediğiniz elemanı seçip, kendisine iş teklif edebilirsiniz… İnsanlar iş beğenmiyor, anlamı olmayan çok okul açılmış. Ülkemizin ihtiyacı belli… Eğitim sistemimizde de bir sıkıntı var… belediye olarak, istediğiniz mesleklerle ilgili kurs açabiliriz. Kursa devam ettiği müddetçe, öğlen yemeği ve ulaşım ücretini belediye olarak biz karşılayacağız…

‘ÇILGIN PROJELERİ FALAN BIRAKIN’

İMAMOĞLU: “ÜLKENİN EN BÜYÜK SORUNU EKONOMİK KRİZ. 14 SENE ÖNCE 200 LİRA, 130 DOLAR YAPIYORDU, ŞİMDİ 6,5 DOLAR. NEREDEN NEREYE” İMAMOĞLU: “ÜLKENİN EN BÜYÜK SORUNU EKONOMİK KRİZ. 14 SENE ÖNCE 200 LİRA, 130 DOLAR YAPIYORDU, ŞİMDİ 6,5 DOLAR. NEREDEN NEREYE”

İki saat evinizde su kesilirse, nasıl tedirgin oluyorsunuz, hemen belediyeye şikayet ediyorsunuz. Polatlı’da 25-30 yıldır kötü bir su var. 25-30 kilometreden geliyor, bir tane vana yok. Su patladığı zaman içindeki suyun boşalmasını bir güne yakın bekliyorsunuz… Çok büyük bir ihtiyaç vardı. Polatlı’ya 10. Kilometreye kadar su gitti. Hangisi daha acil? Polatlı’nın suyu mu, çılgın projeler mi? Çubuk-Akyurt’un suyunu yaptık. Hasanoğlan’da suyun damlası yoktu. Götürdük. 232 köyde kanalizasyon yoktu, 131’ini yapabildik. Geri kalanın da ihalesine çıkıldığı halde, hükümetin çıkardığı kararname ile vazgeçtiler. Susuz birçok noktaya müdahale ettik. Köylerimizin birçoğunda su yok, burası başkent.

Ben diyorum ki, bütün belediye başkan adaylarına; kendi kanadımızdan gelenlere de… ‘Çılgın projeleri falan bırakın. Önce bir kendi işinizi yapın. Yollarınız sağlam olsun, asfaltsız köyümüz kalmasın. Susuz, kanalizasyonsuz köyümüz kalmasın. Önce bunları yapalım, ondan sonra varsa çılgın projeleriniz; kamuoyu ile, üniversitelerle konuşarak danışarak, yapmak lazım.

ANKAPARK ne olacak? Ankapark’ın bulunduğu alan tam 2 bin 200 dönüm. Burayı kanunla yapmışlar, kanuna yazmışlar şunlar şunlar yapılacak diye. Oraya başka bir faaliyet de gösteremiyorsunuz, kanun değişmediği müddetçe. Makinaların birçoğu, mahkemenin davayı kazanmamıza rağmen ihtiyati tedbirin devamına dediği için çok zor teslim aldığımız bir yer. Sürekli hırsızlık oluyor. Biz içine giremiyoruz. Valilik’ten izin almadan hiçbir yere güvenlik yerleştiremiyorsunuz. Etrafında gezinmek suretiyle hırsızları yakalayıp, mahkeme dosyasına koyuyoruz. Ama maalesef uzun süre… Ne zamanki iflas etti firma o zaman alabildik. Girdik ki bir tane kablo yok. Ora da boşa gitmesin diye, küçük lunaparklar çalışıyor, onları kiraya vereceğiz. Halka ücretsiz olarak açacağız. Tamamını çalıştırmak için, eski masrafa yakın bir masraf yapmak gerekiyor. Meraklı iş adamı, para kazanacağına inanan varsa, o büyük makinaları kiraya vermeye hazırız. 1200 kişinin çalışması gerekiyor. Biz, şu anda havuzları yapıyoruz, elektrik kablolarını döşüyoruz. Bahara; tamamen ailelere yönelik ücretsiz bir şekilde rekreasyon alanı olarak açıyoruz. Onun yanında da alan var. Oraya da evcil hayvanlar parkı yapıyoruz. Bir tane de Dijital Hayvanat Bahçesi yaptık. Bahar aylarında da bitecek. 3 bin dönümün üzerindeki bir alan Ankara halkının hizmetine açılacak. Diğer çadırlarda bulunanları da kiraya vermeye hazırız. Eleştirsek de milli servet gözüyle bakıyoruz. Asla çürümelerine göz yummayız. Ama işletmemizin de imkânı yok. İnşallah kiracı buluruz, bahar aylarında öğrencilere kütüphane, havuzu doldurup, bisiklete patene binan çocuklar… Orayı da halka açık park olarak hizmete sunacağız.

Beş yılın hesabı bu. Hiçbir Allah’ın kulu, ‘biz oy vermedik diye, bize hizmet etmedi’ diyemez. Hiçbir yere giderken kim nereye oy vermiş bakmadık. Hiç kimseyi de ayırmadık. Ayırma niyetimiz de yok. Eşit bir şekilde hizmet etmeye çalışıyoruz. Sosyal medyadan şuradan buradan, belli televizyonlardan sürekli haber yapıldı. Her yapılan haberin arkasından da müfettişler geldi. Gelsin, incelesin; varsa bir kusur gitsin savcılığa. Ama çok şükür bugüne kadar bir tek personelim savcılığa gitmedi. Ama o müfettişlerin raporları da bu iftiraları atanların suratına çarpılmak için elimizde hazır olarak duruyor. Alnımızın akıyla; hiçbir Allah’ın kulunu, mahcup etmeden bize güvenenleri; sizlerin karşısına tekrar çıkıyoruz. İnşallah Allah utandırmasın.”

Mansur Yavaş, açıklamalarının ardından sanayicilerin sorularını yanıtladı.

 

 

 

Kaynak: anka