CHP Osmaniye Milletvekili Asu Kaya ve Antalya Milletvekili Cavit Arı'nın da aralarında bulunduğu CHP heyeti, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Osmaniye'de düzenlenen anma etkinliğine katıldı. Arı, "Aradan 1 yıl geçti. Bu 1 yıllık süre içerisinde bizler defalarca her ortamda depreme hazırlıklı olunması ve hızlı müdahale edilmesi adına bir koordinasyonun sağlanması gerektiğini defalarca dile getirdik, getirmeye de devam ediyoruz. Ancak bu ülkeyi yönetenlerin bu anlayışı taşıdıklarını maalesef ki göremiyoruz çünkü her şeye siyaset olarak bakan bir iktidarla karşı karşıyayız" dedi. 195 kişinin öldüğü Bilge Sitesi'nde anne ve babasını kaybeden depremzede, "6 gün bekledik burada. Çıkan cesetler tanınmaz haldeydi. Kokuyordu. Yani şurası erişilmeyecek bir yer değildi. Başka iller gibi dağ köyleri değildi" diye konuştu.

Osmaniye’de 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Etkinliğe CHP Osmaniye Milletvekili Asu Kaya ve Antalya Milletvekili Cavit Arı'nın aralarında bulunduğu CHP heyeti de katıldı. Cavit Arı, şunları söyledi:

"HER ŞEYE SİYASET OLARAK BAKAN BİR İKTİDARLA KARŞI KARŞIYAYIZ"

KUŞADASI BELEDİYESİ, HER ALANDA ÇOCUKLARA DESTEĞİNİ SÜRDÜRÜYOR  KUŞADASI BELEDİYESİ, HER ALANDA ÇOCUKLARA DESTEĞİNİ SÜRDÜRÜYOR 

"Bundan tam bir yıl önce yaşanan büyük depremde ülkemiz şunu gördü; 21 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın benzeri bir deprem meydana geldiğinde nereye, nasıl, ne şekilde, hangi ekipmanlarla, hangi personelle, hangi hızla müdahale edileceğine dair hiçbir hazırlığın olmadığını gördük. Gerçekten büyük bir deprem. Ancak bu depremi meydana geldiğinde nasıl hareket edileceğine dair yetkili birimlerin hazırlığı olmadığını ve yaşanan depremle birlikte tabiri caizse el yordamıyla ne yaptıklarını bilmeyen bir yöntemle müdahale edilmeye çalışıldı ve bunun neticesinde de gerçekten deprem anında ilk müdahalenin çok önemli olduğu, hızlı müdahalenin çok önemli olduğu bir zaman diliminde yeterli müdahale yapılamadı. O günlerde ben daha çok Hatay'daydım. İskenderun, Hatay, Kırıkhan, Defne... Orada da aynı şekilde vatandaşların çaresiz bir şekilde yardım beklediklerini hep beraber gördük, yaşadık. Şimdi aradan 1 yıl geçti. Bu 1 yıllık süre içerisinde bizler defalarca her ortamda depreme hazırlıklı olunması ve hızlı müdahale edilmesi adına bir koordinasyonun sağlanması gerektiğini defalarca dile getirdik, getirmeye de devam ediyoruz. Ancak bu ülkeyi yönetenlerin bu anlayışı taşıdıklarını maalesef ki göremiyoruz çünkü her şeye siyaset olarak bakan bir iktidarla karşı karşıyayız.

"CUMHURBAŞKANI HATAYLILARI TEHDİT ETTİ"

Bakın daha iki gün önce Sayın Cumhurbaşkanı çıktı dedi ki; Hatay gibi en çok can kaybının yaşandığı bir şehirde yerle bir olan bir şehirde insanların hala konteynerlerde, çadırlarda büyük mağduriyetler içerisinde yaşadığı bir ortamda önümüzdeki yerel seçimde oyunuzu bize verin, vermezseniz size hizmet getirmem diye Hatay ilinin gözünün içine baka baka tüm Türkiye'deki depremzedelerin gözünün içine baka baka tehdit etti, şantaj yaptı. Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı’nın görevi deprem değil, bize oy verirseniz size hizmet getiririz, vermezseniz yedirmeyiz demek değildir. Kaldı ki biz bugüne kadar depremde dahi ayrım yapıldığını hep dile getirmiştik. İşte Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu açıklaması bunun açık ilanı oldu. Yani bizim söylediklerimizi teşhir eden, gerçekten devleti yöneten bir anlayışın ne kadar siyasal ulaştığının açık göstergesidir. Belediyeler arasında zaten ayrım yapılmakta, belediyeler arasında haksızlık yapılmakta ama depremzede arasında bari ayrım yapmayın, ayrımcılık yapmayın, siyaset yapmayın, yazıktır, günahtır, ayıptır. Öncelikle bunu söylemek istiyorum. Depremin ilk anından itibaren biraz önce de söylendi. Cumhuriyet Halk Partili 11 Büyükşehir Belediyesi 11 şehre görevlendirildi. Konteynerlerr, çadır kentler, sıcak yemekler, kılık kıyafet her türlü desteği belediyelerimiz kendi şehirlerinde karşılayabileceği bütçesini orada insanlık adına harcadı. İnsanlık adına buralarda gerçekten gelip gece gündüz başta belediye başkanlarımız olmak üzere tüm personeliyle ve bütün milletvekilleriyle bizler de buralarda vatandaşımızın yanında yer almaya çalıştık, gayret gösterdik."

"6 GÜN BEKLEDİK, ÇIKAN CESETLER TANINMAZ HALDEYDİ"

Depremde 195 kişinin öldüğü Osmaniye Bilge Sitesi’nde anne ve babasını kaybeden depremzede, o gece yardıma kimsenin gelmediğini, eşi, kardeşi ve kendisinin enkazı elleriyle kazmaya çalıştıklarını anlattı. Depremzede, yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Anne ve babamı kaybettim bu depremde. Mersin'den geldik. Mersin'de bu depremi yaşadık. Erkek kardeşim evin fotoğrafını attı. Apartman enkaz yığını olmuştu. Sabah geldik buraya. Eşim, kız kardeşimin eşi İstanbul'dan geldiler. Elleriyle enkazı kaldırmaya çalışıyorlardı. Daha sonra akşam üzeri AFAD, karşı tarafta TMO depoları var. Orada sistemlerini kurdular. Kadınlar dışarıdaydı. Çok yağmur yağıyordu. Orada AFAD'da görevli birisine bana kürek verin, eldiven verin, kazma verin. Bizimkiler çalışıyor. AFAD'dakiler bana 'malzememiz yok' dediler. Malzeme yoktu, hilti yoktu hiçbir şey yoktu. Bir tek küçük bir vinç vardı ama kimsenin elinden bir şey gelmedi. Akşam annemlerin dışarı sarkan koltuklarını gördüm oturma odasının koltukları dışarıda. Oturdukları yer belli. 'Bakın şuradalar' diyorum, oraya birini çağıralım. 'Bir vinç çağıralım gelsin diyorum' ama hiçbir şey yoktu. Daha sonra bir bakan geldi. Ben bakana söyledim ağlayarak. Bakan bana 'malzeme getirin' dedi. Sayın Özgür Özel geldi. Diğer partililer geldiler geçmiş olsun dediler. Burada biz kadınlar rezil olduk. Aralarda gidip tuvaletimizi yapmak zorunda kaldık. O kadar kötü koşullar altında bekledik ki biz burada. 6 gün bekledik burada 6 gün. Çıkan cesetler tanınmaz haldeydi. Kokuyordu. Yani şurası erişilmeyecek bir yer değildi. Başka iller gibi dağ köyleri değildi. Biz 6 gün bekledik burada. Altıncı gün annemle babamı bulduk defnettik."

"5 KATTAN 9 KATA ÇIKARILDI VALİLİK SORUŞTURMA İZNİ VERMEDİ"

Yıkılan Bilge Sitesi’nin normalde 5 katlı olduğunu fakat Osmaniye Belediyesi’nce verilen izinle 9 kata çıkarıldığını belirten depremzede vatandaş, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Çok şey var söylenecek ama bu binaya yapı izni veren o zaman ki belediyede sorumlu olan şu an ki belediye başkanı Kadir Kara'ydı. Bu bina 5 kattan 7 kata sonra 9 kata çıktı. İmarlar düzenlendi, izinler verildi. Bunlar hakkında soruşturma izni vermedi valilik. Daha sonra biz idare mahkemesine dava açtık. Dava sonucunda soruşturma izni alınabildi. Hepsinden bu dünya da ahirette de şikayetçiyim. Bu insanları deprem öldürmedi bina öldürdü. Bu binanın da yapımında sorumlu olan müteahhidinden, izin vereninden, belediyesinden herkesten de her iki hayatta da şikayetçiyim." 

 

 

Kaynak: anka