CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’da; “Dün gece Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Gaye Hanım görevinden kendince istifa etti. Recep Tayyip Erdoğan’a sorarsan da görevinden alındı. Beş yılda beşinci başkan. Son başkan beş yıllığına gelmişti, her şeyi düzeltecekti, 9 ayın sonunda görevden aldılar… Şahap gider, Hafize gelir; Hafize gider, Fatih gelir. Soylu gider başka birisi gelir. Ama bilin ki bu memlekette ne kötüye gidiyorsa, hayat pahalılığı varsa, fiyatlar yüzde 140 artıyorsa, her şey ateş pahasıysa, işsizlik artık gençlerin bütün umutlarını kırdıysa hepsinin sorumlusu ne gidendir ne gelendir. Gidenin de gidişine imza atan, gelenin de gelişine imza atan aynı dolma kalem, aynı mürekkep ve bu kalemin sahibi Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi. Özel ayrıca; “Bu 31 Mart’ta artık yokluk, yoksulluk yeter; zenginlik istiyorum diyen, işsizlik yeter istihdam istiyorum diyen, bu kadar hukuksuzluğun sonu nereye kadar, burası Cumhuriyet değil mi, haydi artık diyenlerin sandıkta birleşmesi durumunda kimse bu milleti yok sayamaz” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa'da; CHP’li belediye başkan adayları tanıtım toplantısında konuştu. Özel, şunları söyledi:

“Bugün; ekmeği, suyuyla büyüdüğüm, her sokağında önce üç tekerlekli bisiklet, sonra denge tekerlekli bisiklet, sonra tekerler çıkınca pedal çevirdiğim, girmediğim ara sokağı, çıkmaz sokağı olmayan bir kentteyim. Yolda gördüğüme soyadını sorduğumda ailesinden en az beş kişinin adını, mesleğini, nerede olduğunu, kiminle evli olduğunu, nerede okuduğunu, nerede çalıştığını bildiğim bir yerdeyim. Resmen babamın evinde, anamın kucağındayım.

Fatih Sultan Mehmet’in ‘Beni seven arkamdan gelsin’ diyerek yola çıkıp, Edirne’de payitahta gittiği ve iki sene sonra da İstanbul’u fethedip çağ açıp, çağ kapattığı bir serüvenin başladığı memleketteyim. Dünyanın en eski, en köklü festivallerinden birinin olduğu, Mesir Festivali’nin olduğu, dünyanın en eski halk ilaçlarından bir tanesinin daha şifa dağıttığı memleketteyim. Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli’ni yazdığı yerdeyim. İlhan Berk’in şiir ile tanıştığı topraklardayım. Bugün ben; Mimar Sinan’ın son kalfalık eserini yapıp, Muradiye Camii’ni yapıp, Süleymaniye’yi yapmak üzere İstanbul’a gittiği kentteyim. Bir yandan Osmanlı’yı sahiplenenler, geçmişte ne varsa iyi, ne varsa güçlü sahiplenip; seni ve beni kendilerini milli bilip, gayri milli bilenler. Tarihi kendilerine, bizleri başka yerlere mahkum etmeye çalışanlara inat, bugün ezberleri bozan bir siyasetin, ezberleri bozan bir yürüyüşün hep beraber içindeyiz.

BU ÜLKEDEKİ KİMSENİN, MANİSA’DAKİ KİMSENİN BİRBİRİNİN DİNİ, DİNİ İNANCI, İBADETİ, ÖRTÜNMESİYLE BİR SORUNU YOK. O TARTIŞMALAR ÇOK GERİLERDE KALDI”

ÖZGÜR ÖZEL, TÜRKİYE'NİN MADRİD BÜYÜKELÇİSİ NÜKHET KÜÇÜKEL EZBERCİ'Yİ ZİYARET ETTİ ÖZGÜR ÖZEL, TÜRKİYE'NİN MADRİD BÜYÜKELÇİSİ NÜKHET KÜÇÜKEL EZBERCİ'Yİ ZİYARET ETTİ

Biz bugün Manisa, Türkiye nasıl değişir? Manisa’da yüzler nasıl güler, Türkiye’de yüzler nasıl güler? Manisa’da yoksula, garibana, işsize nasıl sahip çıkarız? Türkiye’de emeklinin, emekçinin yüzünü nasıl güldürürüz? Öyle bir yürüyüşün peşindeyiz. Onu konuşmaya geldik. Onu konuşacağız.

Ama birileri başka şeyler konuşalım istiyor. Bize hakaret ediyor. Bizi olmadık ilişkiler içinde göstermeye çalışıyor. Bizi hedef gösteriyor, bize saldırtıyorlar. En son hiçbir şey olmasa yeni tartışmalar başlatmak istiyorlar. Örneğin geçen hafta. Ortaya bir şeriat tartışması atıyor. Türkiye bunu konuşsun da dönüp aman ha yokluğu ve yoksulluğu, simide gelen zammı, ekmeğin fiyatını, pazardaki yangını, mutfağın yangınını konuşmasın istiyorlar. Sen şeriat tartışmasından bu memlekete ne kazandıracaksın. Bu memleketi bölüp de ne elde edeceksin. Kavga ettirip de ne elde edeceksin? O şeriatı övecek. Biz laf söyleyeceğiz. O dönecek diyecek ki ‘Şeriatın kelime anlamı dini kuralların bütünüdür. Bunlar dinsiz’ diyecek, bize saldıracak. Şeriatın kelime anlamı, ansiklopedi anlamı İslam tarihindeki anlamı var. Bir de kamuoyundaki kabul edilen, anlanan, algılanan şekli var. Buna laf söylemeyince ‘Efendim, şeriat hukukuna mı teslim olacağız? Şeriat gelecek diyorlar, onu mu konuşmayacağız’ diyenler bir tarafta. Bu konuda bir şey söylemeye kalkınca, açlık, yoksulluğu unutturmaya çalışanlar bir başka tarafta.

“AÇLIĞIN, YOKSULLUĞUN, İŞSİZLİĞİN OLDUĞU YERDE RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN SUNİ GÜNDEMLERİNİN PEŞİNE TAKILMAYACAĞIZ”

Buradan bütün Türkiye’ye söylüyorum. Açlığın, yoksulluğun, işsizliğin olduğu yerde Recep Tayyip Erdoğan’ın suni gündemlerinin peşine takılmayacağız. Bir şey söylemeyecek misin? Aha da söyleyeceğim. Bak şeriat diyorsun. Onun üzerinden tartışma bekliyorsun ya. Bu ülkedeki kimsenin, Manisa’daki kimsenin birbirinin dini, dini inancı, ibadeti, örtünmesiyle bir sorunu yok. O tartışmalar çok gerilerde kaldı. Geçmişte de o ayıpların içinde olmadık, bugün de bu oyuna gelmeyiz. Ha şeriat şeriat dediğin o şer-i kurallar, pozitif hukukun üstünde yer alsın dersen iyi düşün. Şeriat kurallarına göre, şerri hukuka göre, o tartıştırıp da bizi içine çekmeye çalıştığın tartışmaya göre, örneğin hırsızlığın cezasının ne olduğunu biliyorsun, yalanın cezasının ne olduğunu biliyorsun, Allah maazallah uygulanırsa bir tane parmağın, bir tane elin, dilin kalmaz senin dilin.

O yüzden şeriat, saltanat ya da hilafet deyip kendisine ‘son halife’ diye sloganlar attırıp, kimsenin kafasını karıştırma. Ama dedim ya bu Manisa Mimar Sinan’ın son kalfalık eserini yapıp gittiği yer. Nereye gitti? Süleymaniye’yi yapmaya gitti. Mehmet Akif ne diyor? Gel diyor, şu Süleymaniye’yi yıkalım desen bir kazma, bir kürek, iki de ırgat derim. Peki, gel yeni bir Süleymaniye yapalım desen bir Sultan Süleyman ve bir de Mimar Sinan gerek. Ey Recep Tayyip Erdoğan, şu koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya kalksan gücün yetmez ama belki 3-5 tane meczup, belki terör örgütleri, vatan hainleri gerek. Onlara geçit verecek kimse bu salonda olmasa gerek.

“O, İSTEDİĞİNİ KONUŞSUN”

Ama gel yenisini yapalım desen bir İsmet Paşa, bir de Gazi Mustafa Kemal Atatürk gerek. O yüzden o istediğini konuşsun. Bizim bu konuda söyleyecek sözümüz de durduğumuz yere fevkalade bir özgüvenimiz var. Herkes şunu bilsin. Öyle bedava kahramanlık yok. Eğer günün birinde birileri bu ülkeyi yeniden işgal etmeye, bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne saldırmaya, şanlı bayrağını indirmeye, okunan ezanı, ibadet özgürlüğünü durdurmaya kalkarsa o zaman emin olun bu ülkeyi Tayyip Erdoğan geliyor diye havaalanına götürülen, kot üstüne perdelik kumaştan kefen giyenler değil bu salondaki dedeleri Çanakkale, Dumlupınar’da kefensiz yatanlar çıkar, kefensiz yatanlar. O yüzden önümüze ve yolumuza bakacağız. Önce 31 Mart’ta yerel seçimlerde ilk büyük sınavı vereceğiz. Ardından Cumhuriyetin ikinci yüzyılında; bu memleketi, Cumhuriyeti kuran, Cumhuriyetin kurucu kadrolarını sayan, kuruluş ilkelerine bağlı olanların CHP’lilerin yöneteceği halkın iktidarını kuracağız. Buna söz veriyoruz.

GENÇ, EĞİTİMLİ BİR KADIN, TAYYİP ERDOĞAN ÇAĞIRMIŞ, GELMİŞ VE GÖREV YAPIYOR. ONUNLA UĞRAŞMAYA BAŞLADILAR. 1,5 YAŞINDA EVLADI İLE UĞRAŞMAYA BAŞLADILAR. ANASI, BABASI İLE UĞRAŞMAYA BAŞLADILAR. İSTİFAYA ZORLADILAR”

Ülke malumunuz, hep birlikte yaşıyoruz. Çok kötü yönetiliyor. Ülkenin en büyük sorunu enflasyon ve hayat pahalılığı. Hayat pahalılığı ile mücadeleyi kim yapacak? Kanunlara göre bir tek kurum var. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlamakla görevli, enflasyonla mücadele ile görevli kurum. Bu yüzden iktidar hükümet tarafından atanacak ama politikaları uygularken özerk, bağımsız olacak, doğru kararlar verecek. Bu yüzden de beş yıl süreyle başkanı değişmeyecek. Kanun öyle yazmış. Yıllarca 5 yılda değişmiş, istisna olmuş 4 yılda değişmiş.

Ancak dün gece Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Gaye Hanım görevinden kendince istifa etti. Recep Tayyip Erdoğan’a sorarsan da görevinden alındı. 5 yılda 5’inci başkan. Son başkan 5 yıllığına gelmişti, her şeyi düzeltecekti, 9 ayın sonunda görevden aldılar. Aslında geçtiğimiz haftalarda nereye gittiğini biliyorduk. Genç, eğitimli bir kadın, Tayyip Erdoğan çağırmış, gelmiş ve görev yapıyor. Ancak görev yaptığı kurum Cumhuriyet’in kurumu. Onunla uğraşmaya başladılar. 1,5 yaşında evladı ile uğraşmaya başladılar. Anası, babası ile uğraşmaya başladılar. İstifaya zorladılar. Parti içindeki çekişmelere 1930 yılında kurulmuş koca bir kurumu ve 1,5 yaşında evladı olan bir kadının ailesini birlikte karıştırdılar. Sonunda istifa geldi. Şimdi yerine bir başkası atanıyor.

BAKIN BİR ÜLKENİN BAŞINA UYUŞTURUCU BARONLARINI BELA EDENLER DE, İSTANBUL’U MAFYALARA TESLİM EDENLER DE BU ÜLKEDE KAMU DÜZENİNİ ORTADAN KALDIRANLAR DA RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN ATADIKLARIYDI”

Şahap gider, Hafize gelir, Hafize gider, Fatih gelir. Soylu gider başka birisi gelir. Ama bilin ki bu memlekette ne kötüye gidiyorsa, hayat pahalılığı varsa, fiyatlar yüzde 140 artıyorsa, her şey ateş pahasıysa, işsizlik artık gençlerin bütün umutlarını kırdıysa hepsinin sorumlusu ne gidendir ne gelendir. Gidenin de gidişine imza atan, gelenin de gelişine imza atan aynı dolma kalem, aynı mürekkep ve bu kalemin sahibi Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Bu ülkede ne yaşanıyorsa? Bakın bir ülkenin başına uyuşturucu baronlarını bela edenler de, İstanbul’u mafyalara teslim edenler de, Ankara sokaklarında Çocuk Esirgeme kurumundaki evlatlarımızı dahi suç örgütlerine teslim edenler de, bu ülkede kamu düzenini ortadan kaldıranlar da Recep Tayyip Erdoğan’ın atadıklarıydı. İyi olan her şeyi kendinden bilip, kötü olanları başkasına ittiren Recep Tayyip Erdoğan’a karşı tarihi sorumluluğunu unutmamak ve unutturmamak, günü gelince hesabını sormak hepimizin boynunun borcudur. Böyle bilinsin.

BİZ GENÇLEŞME DERKEN, KADINLARA ALAN AÇMAK DERKEN İLK ÖNCE KENDİ MEMLEKETİMİZDE BUNU SAĞLAMAYA, BUNA BAŞLAMAYA, BUNUN İÇİN ADIM ATMAYA BAŞLADIK”

Manisa’da değişim, Türkiye’de değişimin peşindeyiz. Yeni bir yol yürüyoruz. Yürüdüğümüz yol kendinden emin, cesur, güçlü, genç kadroların, dinamik kadroların yoludur. Her şeyin başladığı yerdeyiz dediğim şudur, 26 yaşındayken bir Nuket ablamın telefonu ile eczacı odasının yönetimine girmiş, 28 yaşında başkan olmuş, 30 yaşında Türk Eczacıları Birliği’ni yönetmiş, 34 yaşında Manisa Belediye Başkanlığına aday gösterilmiş, o günden beri sizinle birlikte mücadele etmiş ve hep sizin tarafınızdan gençliği övülmüş, enerjisi övülmüş bir kardeşinizim. Bugün benden önce söz verdiğimiz gibi geçmişte, bu kürsüye 30’lu yaşlarında genç bir kadın Manisa İl Başkanı olarak çıktı. Bugün Manisa’nın, içinde bulunduğumuz ilçenin belediye başkanı adayı 33 yaşında bir kadındır. Bugün bu ilçenin ilçe başkanı 27 yaşında bir avukattır. Komşu ilçenin ilçe başkanı 27 yaşında bir avukattır. Biz gençleşme derken, kadınlara alan açmak derken ilk önce kendi memleketimizde bunu sağlamaya, buna başlamaya, bunun için adım atmaya başladık.Yanı başımızda İzmir var. Geçtiğimiz hafta listeleri açıklandı. Önümüzdeki günlerde adaylarımız teker teker tanıtılacak. Ancak İzmir’de 30 belediye başkan adayı gösterdik. Bundan önce İzmir gibi bir kentte, CHP’nin amiral gemisinde, sancak gemisinde bugüne kadar 6 kadın belediye başkanı görev yapmıştı. Bu listelerde 30 adayımızdan Cumhuriyet tarihi boyunca 6 belediye başkanına karşılık tam da seçilecek yerlerden 9 kadın belediye başkan adayımız var. İzmir’de listelerimizde, son açıklanan liste olduğu için söylüyorum. Tam 14, 40 yaş altı belediye başkan adayımız var. Hepsi genç. Hiç bilmeyen bir yabancı dil biliyor. İyi eğitimli, geldikleri göreve Özgür Özel’e borçlu olarak gelmediler. Geldikleri göreve kimseye diyet ödeyerek gelmediler. Bu partide siyaset yapma cesaretini göstermiş, iyi eğitimli, o diplomaları ile çok büyük firmalarda paraya para katabilecekken CHP’li olmanın onuru, bu partinin gençleri olmanın onuru, çalışkan, liyakatli olmaları, CHP’li olmaları sayesinde geldiler. Dün Muğla listeleri açıklandı. Muğla’da Bodrum Belediye Başkan adayımız var. Hakan Mandalinacı. 30 yaşında. İyi eğitimli. 5 yıldır belediye başkanvekilliği yapan, yabancı dili bilen, dünyada Türkiye’yi tanıtan birisi şimdi Bodrum’a gelip belediye başkanı olacak. Dayısı yok, çıkar çevresi yok, arkada destekçisi yok. Lobisi yok. Ne var? Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu ilkeler var. Dün akşam saatlerinde Muğla’nın merkez ilçesi Menteşe’ye 37 yaşında başvurmuş olan ve 5 yıldır orada görev yapan şehir, bölge plancısı belediye başkan adayı olarak atandı. Buradan bütün Türkiye’ye sesleniyorum. Listeler dört dörtlük olmayabilir. Çünkü geldik, önümüzde takvimi bulduk. Her yerde yeterince kadın aday yoktu, bundan sonra olacak. Her yerde gençler yeterince yüreklendirilmemişlerdi, yoktular. Bundan sonra olacak. İstediğimiz her yerde, istediğimiz her şeyi yapamadık. Ama bu değişim ruhuyla, bu değişim inancıyla, sizlerin desteği ile bu parti değişecek. Gençleşecek ve iktidara yürüyecek. Söz veriyorum.

BUNLAR NE KADAR AÇ DA KALSALAR OY BENDE DİYECEK”

Yeni bir yoldayız, bu yol milletimizin yoludur. Bu yol doğru bir yoldur. Bu yol temiz bir yoldur. Bu yol cesaret ve kararlılıkla yürümeyi sürdüreceğimiz bir yoldur. Bu yolda ülkemizin kaderini değiştirmek için hep birlikte, 86 milyonla birlikte yürümeye kararlıyız. Hep beraber zenginleşmek için, hep beraber ülkemizi büyütmek için, ülkedeki yoksulluğu, işsizliği ortadan kaldırmak için, Gazi Mustafa Kemal’in işaret ettiği gelişmiş ülkeleri yakalayıp geçmek için yolumuz aklın, bilimin yoludur. Yolumuz çağdaşlık yoludur. Bundan sonra hedefimiz Avrupa Birliği’ne tam üye olacak Türkiye’nin yüzünü güldürecek bir yoldur. Hep beraber yürüyeceğiz. Şimdi bir yandan bütün Türkiye’ye şunu söylemek isterim. Bize Gazi Mustafa Kemal Atatürk dedi ki ‘Bu yana gidin.’ Ne var o yanda? O yanda bilim, irfan var. O yanda çalışkanlık var. O yanda varlık, hukuk, özgürlükler var. O taraf, yön batı ama gelişmiş ülkeler batıda olduğu için. Kuzey olsa kuzey derdi. Güney olsa güney derdi. O yana doğru yürürsen orada şu anda güçlü parlamentolar, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, zengin halk ve mütevazı liderler var. Örneğin Avrupa Birliği’nde 55 bin dolar milli gelir var. İskandinav ülkelerinde 80 bin dolar milli gelir var. Türkiye’de 10 bin dolar milli gelir var. Tayyip Erdoğan diyor ki, geminin kaptanı değişti, ilk kaptan bu yana diyordu, rotayı doğuya çevirdim. Burada Şangay İşbirliği Örgütü var. Burada güçlü liderler var. Burada varsa pasif parlamentolar, tek adamlar, saraylar, şatafat, yoksul halk var. Kişi başına milli gelir 4 bin 500 dolar. Türkiye önümüzdeki genel seçimlerde bu tarafa gidip Avrupa Birliği’ne üye, 55-60 bin dolarlık bir ülke mi olacak? Tayyip Erdoğan’ın peşinden gidip itibarlı liderinin yoksul halkı mı olacak? Ona karar verecek. Bu yolculukta ilk adım 31 Mart tarihidir. Şimdi Tayyip Erdoğan yetkiyi aldığından bu güne mazot 14,5 liradan 40 liraya çıktı. Benzin 38 liraya çıktı. Mazot 45’e gidiyor diyorlar. Bu iktidar bu ülkeyi her geçen gün yoksullaştırıyor. Eğer bu yerel seçimlerde gelen bu mazot zammına, bu ekmek zammına, zeytinyağı, marul, kıyma, kuşbaşı, tavuk eti fiyatına bakmadan 31 Mart’ta Tayyip Erdoğan oy alırsa yolculuğun yönü belli. Güçlü liderin arkasında fakir halk gelmeye devam ediyor. Bunlar ne kadar aç da kalsalar oy bende diyecek. Ama bu 31 Mart’ta artık yokluk, yoksulluk yeter zenginlik istiyorum diyen, işsizlik yeter istihdam istiyorum diyen, bu kadar hukuksuzluğun sonu nereye kadar, burası Cumhuriyet değil mi, hadi artık diyenlerin sandıkta birleşmesi durumunda kimse bu milleti yok sayamaz. Yok sayarsa erken seçim gelir, yok saymazsa hiç olmazsa ekonomideki bu kadar haksızlıklar birazcık yavaşlar, seçime kadar bu zulüm bir ölçüde durur.

YOK ÖYLE BEDAVA MİLLİYETÇİLİK”

31 Mart seçimleri bu milletin, bu iktidara sarı kart göstereceği, artık yeter, beni kandırma ve benim derdimle ilgilen diyeceği günlerdir. Biliyorsunuz, son seçimlerde yoksulsun, açsın, işsizsin ama tehlike büyük, oyu bana vermeli ve arkama geçmelisin. Yoksa, ezanı dindirecekler, bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler. Seçim oldu. O dinecek denen ezanı günde 5 vakit okuyan müezzin var ya. O müezzinin haklarını, o müezzine verilmeyen ve diğer memurlara verilen hakları yine CHP savunuyor kardeşim. Sınır boyunda nöbet tutan uzman çavuşun, sözleşmeli erin hakkını biz savunuyoruz. Kuzey Irak’ta eksi 14 derecede, tedbir almadan ölüme sürüklediklerinin haklarını biz savunuyoruz. Artık yok öyle. Bir tane briket ev. Şehit gelecek. Koca bir bayrak, camsız pencereleri örtecek. Recep Tayyip Erdoğan mikrofonu eline alacak. Tabutun bir ucunu tutacak. Anasına şehidin bir iğne, babasına şehidin teselli, kardeşlerine istihdam, vatan bölünmez ve bu bayrak inmez. Bu bayrak inmeyecekse, bu vatan bölünmeyecekse, gerçek, yürekten, cesur politikalarla, bu Mehmetçiğe de o müezzine de bütün 85 milyona da hep birlikte sahip çıkarsak bölünmeyecek, bunu böyle bileceksiniz. Yok öyle bedava milliyetçilik. Kuzey Irak’ta Mehmetçikler ölecek, Recep Tayyip Erdoğan’a bir kamuflaj giydirecekler, burasına Cumhurbaşkanlığı forsu dikecekler, 3 bin koruma ile oraya gidecek, 8 gazete manşet atacak. Kamuflaj Erdoğan’a ne de yakıştı? Bir kamuflaj Erdoğan’a yakışacaktıysa Burak Erdoğan’a yakışsaydı, Bilal Erdoğan’a yakışsaydı da göreydim. Bu yüzden öyle bedavaya konuşmak yok. Altın okundan biri milliyetçilik olan ve kendine olan güveni, birbirine olan güveni tam olan bir siyasi hareketiz.

ATATÜRK SEVGİSİ OLAN BÜTÜN MANİSALILARLA BU İTTİFAKI KURMAK SİZİN GÖREVİNİZ”

Şimdi şöyle bir şey yapmaya çalışıyorlar. Efendi, çeşitli oyunlar ve tertiplerle CHP’yi şeytanlaştırmaya, yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. Önümüzde bir seçim var. Vallahi de billahi de ittifaklar olsun diye her şeyi yaptık ama saygı duyduğumuz muhataplarımız kendilerince gerekçelerle bunu istemediler. Peki biz ne yapacağız? Yapacağımız şu. Geçen seçimlerde Manisa’da ittifak vardı, hep beraber ittifak adayına oy verdik. Bir ilçeyi 7 oyla, bir ilçeyi bin küsür oyla kaybettik. O gün oy oyları verenler yine burada. Yine Manisa’da. O gün kaybettik ama kazananların ne yaptığı ortada. Kendi arsalarına 450 milyon liralık rant sağlıyorlar. Çocuklarına gidip turizm ruhsatı adı altında ormanın tepesinde villa için arsalar açıyorlar. TÜRGEV, TÜGVA, Atatürk’e düşman ne kadar kuruluş varsa onlara Manisa’nın kaynaklarını ulufe gibi dağıtıyorlar. Hepimiz geçen seçimdeki CHP’liler, İYİ Partililer, Doğru Yollular, ANAP’lılar, AKP’den sıkılanlar, MHP’ye şaşıranlar. Biz yine buradayız. Yine beraberiz ve değiştirebiliriz.

SÜTTE LEKE VAR, FERDİ’DE LEKE YOK”

Bugün Manisa’yı Cengiz Ergün’ün şımarıklığından, savrukluğundan, rantçılığından ve Cumhur İttifakı’nın sömürüsünden kurtaracak ittifakın adı aslanlar gibi Manisa ittifakıdır. Onu kuracağız. Bu ittifakı çok isterdim, ben Ankara’da kurayım. Olmadı, uğraştık olmadı. Kimseyi suçlamıyorum, herkese kendi pozisyonu için de hak veriyorum. Ama bu ittifakı bir CHP’li kuramadıysa, bin CHP’li, 10 bin CHP’li kurabilir. Bu ittifakı Sarıgöl, Salihli, Kırkağaç, Soma, Selendi, Demirci, Alaşehir, Şehzadeler, Gölmarmara, Kula, Köprübaşı, Alaşehir, Kasaba, Turgutlu’da, Manisa’nın dört bir yanında bu ittifakı kurun arkadaşlar. Komşunuzla kurun. Manisa’nın çalışkan, dürüst ve sizin komşularınız, arkadaşlarınızla, yüreğinde vatan, millet, bayrak, Atatürk sevgisi olan bütün Manisalılarla bu ittifakı kurmak sizin göreviniz. Bunu sizden bekliyorum. Peki siz bir ittifak kuracaksınız, o ittifakın belediye başkan adayları burada. Onları birazdan tanıyacağız. Tanıyoruz da Türkiye’ye tanıtacağız, seviyoruz da alkışlarla onlara cesaret vereceğiz. Bu kuvvetli takımın bir de kaptanı var. Babasının adı Tıraşçı Ahmet. Manisa’da dedelerimizin, babalarımızın berberi. Son derece çalışkan ve namuslu. Kimseye minnet etmemiş, herkese faydası olmuş bir ailesi var. Hepsini ayrı ayrı tanırız. Harika çocukları var. İkizler buradaysa birazdan onlarla da tanışırız. Manisa Mimarlar Odası Başkanıyken, bizim gözbebeğimiz, Beyaz Fil’imiz var ya, onu anlaştı AKP ve MHP yıkalım, AVM yapalım dediler. Alt katlarını AKP’li müteahhitlere, balkon katlarını MHP’li kardeşlerimize peşkeş çekelim dediler. Alalım dediler Beyaz Fil’i, oraya hepimizi, partilerimizi zenginleştirecek bir şey yapalım dediler. Hepimizin boynu büküldü. Enerjisi düştü. Bir kişi olmaz dedi. Çıktı Manisa’daki herkesi toparladı. Beyaz Fil Platformu’nu kurdu. Dava ise dava açtı. Eylemse eylem yaptı. Gün oldu, önünde yattı. Ama Beyaz Fil’i kurtardı. O günün gencecik 30’lu yaşlarının sonundaki Ferdi Zeyrek kardeşimdi, benim kardeşim. Manisa’yı gezsinler, Manisa’yı gezip AK Partili olup dedikleri gibi birisi olsa, oy veririm ama değildir diyen birisi Manisa’yı gezsin. En dış mahallesindeki kahvesinden, ana caddesinde yürüyenlere kadar. 20 yaşındaki gencinden 70 yaşındaki amcasına, ninesine kadar Ferdi Zeyrek’i sorun. Bir alışverişinde hak yediği, gönlünü kırdığı, yaptığı bir işte kamuya zararı ve kendine faydası varsa Ferdi Zeyrek yarın aday değil. Ama göreceksiniz sütte leke var, Ferdi’de leke yok. Göreceksiniz, ömrü Cengiz Ergün’ün imar planlarında yaptığı haksızlıklarla, fakirlerden alıp zengine vermesine engel olmak için yoksul ailelerin mücadelesine destek vermekle geçti. Ömür kent suçlarına direnmekle geçti. Ömrü Manisa’nın değerlerini korumakla, onları bizim için sahiplenmek, bize geri kazandırmakla geçti. Bundan sonra ömrü Manisa’nın tüm ilçelerinde, 17 ilçesinde ve Manisa Büyükşehir Belediyesi’nde hepimize, memleketine hizmetle geçecek.”

Kaynak: anka