Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL)- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanmasına “Kürt halkı eşit yurttaştır ve kendi kendini yönetebilir. Kürt halkı kendi kendini yönetmelidir” diye tepki gösterdi.

İstanbul Barosu Başkanı Saraç'tan Bakan Tunç'a 'ifade özgürlüğü' tepkisi: "Aynı hassasiyetini, laik Cumhuriyet'e aykırı faaliyet gösteren yapılara karşı göstermesini diliyoruz"" İstanbul Barosu Başkanı Saraç'tan Bakan Tunç'a 'ifade özgürlüğü' tepkisi: "Aynı hassasiyetini, laik Cumhuriyet'e aykırı faaliyet gösteren yapılara karşı göstermesini diliyoruz""

Eski HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın 4 Haziran 1994’te öldürülen eşi Savaş Buldan için mezarı başında bugün anma düzenlendi. İstanbul’daki Avcılar Mezarlığı’nda yapılan anmaya DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Pervin Buldan, Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Celal Fırat ile İstanbul İl Eş Başkanı Murat Kalmaz da katıldı.

Anmada konuşan Hatimoğulları, “Yargısız infazdı ama faili meçhul değildi. Milli Güvenlik Kurulu’nun kararlarında öldürülen iş insanlarının listeleri mevcut. JİTEM davasında bu isimler tek tek açığa çıkmış ve bu kurguyu yapan, Susurluk çetesinin kurucusu olan Mehmet Ağar ve çetesi ve aynı zamanda dönemin başbakanı olan Tansu Çiller bu karanlık cinayetlerin, bu ölüm listelerinin ne yazık ki imzacılarıdır. Faili belli. Aileler de avukatlar da çok sayıda belge sundular mahkemelere ama bu belgeler yok sayıldı, bu deliller görmezden gelindi” dedi.

“Yüksekdağ, Demirtaş ve arkadaşları için mücadeleye devam edeceğiz”

“Türkiye’yi yönetenler, artık bu devlet anlayışı, Kürt halkı üzerinde çöktürme planından vazgeçmelidir” diyen Hatimoğulları, DEM Partili Hakkari Belediyesi’ne bugün kayyum atanmasına da şu tepkiyi gösterdi:

“Daha bugün sabah bizler, gözümüzü açtığımızda Hakkari Belediyemize kayyum atandığı haberiyle uyandık. İşte bu anlayış, Kürt’ün kendini yönetemeyeceğine kanaat getirmiş olan ve buna karşı kayyımcı zihniyeti geliştiren anlayışa buradan bir çift sözümüz var. Burada canlarını yitirmiş, en sevdiklerini yitirmiş insanların, ailelerin huzurunda bir kez daha diyoruz ki, Kürt halkı eşit yurttaştır ve kendi kendini yönetebilir. Kürt halkı kendi kendini yönetmelidir. Bu kayyımcı anlayışla Kürt halkının seçme ve seçilme hakkını elinden alan zihniyet, işte burada yatan üç canımızın canını alan zihniyetle tıpatıp aynıdır. Kalkıp ‘Yenilenmeciyiz, demokratız’ demeye kalkmasınlar. Mehmet Ağarların, Tansu Çillerlerin yaptığını şimdi Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli yapmaktadır ve buna asla geçit vermeyeceğiz. Bizler bu ülkede özgürlük mücadelesi veren Kürt halkının yanında dün olduğu gibi bugün de olmaya devam edeceğiz. Bizler, Türkiye’nin demokratikleşmesi için, Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için, Türkiye’de seçme ve seçilme hakkının ihlal edilmemesi için, özgürlüklerimizin ihlal edilmemesi için, Gezi’de müebbet alan Osman Kavalalar için ve Kobani kumpas davasında müebbete yakın ceza alan sevgili Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve arkadaşları için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Kaynak: anka