SEYFİ ÇELİKKAYA

AKP Keban İlçe Gençlik Kolları Başkanı Turan, AKP'li ilçe başkanının çocuklarının da bulunduğu 7 kişi hakkında darp suçlamasıyla şikayetçi oldu AKP Keban İlçe Gençlik Kolları Başkanı Turan, AKP'li ilçe başkanının çocuklarının da bulunduğu 7 kişi hakkında darp suçlamasıyla şikayetçi oldu

(YOZGAT) - Türkiye’nin ilk milli parkı Yozgat Çamlığı’nda bulunan ve yaptıkları yuvalarla toprağın yenilenmesi, çam ağaçlarının haşarelerden korunmasını sağlayan, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına neden olan kene lavralarını yiyerek popülasyonunu azaltan kırmızı karıncalar koruma altında bulunuyor. Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, "Karıncalar besin arama yaparken bitki bitlerini yiyorlar, tırtıllar, kene larvalarını yiyerek, kenelerin çoğalmasını önlüyorlar. Yer altında bir koloniler oluşturduklarından giriş çıkışlardan dolayı toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerini de iyileştiriyor" dedi.

Yozgat çamlığında, formik asit salgılayıp, ağaçlara zarar veren böcek ve tırtıllarla birlikte ölümcül sonuçları olan KKKA hastalığına neden olan kene larvalarını da yiyerek yok eden kırmızı orman karıncaları, koruma altında bulunuyor. Yozgat Çamlığı’nın değişik bölgelerinde bulunan yaklaşık 100 karınca yuvası, orman görevlileri tarafından sürekli olarak kontrol edilip, tahrip edilen yuvaların onarımları yapılıyor. Ormanlık alanların ve ağaçların dostu kırmızı orman karıncası yuvalarının, diğer ormanlık alanlarda olduğu gibi koruma altında olduğu, yapılan yayınlarla halkın bilinçlendirilmesi sonucu yuvalara zarar verilmeyerek, sayılarının her geçen yıl arttığı da kaydedildi.

Kırmızı orman karıncalarının en önemli avcı denilen organizmalar olduğuna vurgu yapılırken, bir karınca kolonisinde 300 bin ila 500 bin arasında işçi karıncaların bulunduğu, erkek karıncaların dişiyi dölleme dışında bir görevinin olmadığı belirtildi. Kraliçe karıncaların, karınca yuvalarının en önemli yapı taşlarından birisi olduğunu aktaran Çevre Bilincini Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, bunların 20 yıllık ömürleri boyunca bir kere çiftleşip, ömürleri boyunca yumurta bıraktıklarını anlattı. Temel, karıncaların, yuvalarının ve kraliçelerinin korunması için yuvalarını tehdit eden dış unsurlara karşı formik asit fırlatarak korunduklarını, orman zararlısı böceklerle birlikte kene larvalarını yiyerek yok ettiğini anlattı.

“Karıncalardaki demokrasi, adalet çok başka”

Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanlığı görevini de yürüten Çevre Bilincini Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, ormanlarda zararlı böceği toplayıp besin kaynağına dönüştürerek sağlıklı ağaçların yetişmesine katkıda bulunan kırmızı orman karıncaların önemine dikkat çekti. Temel, şöyle konuştu:

“Türkiye'nin ilk milli parkı olan Yozgat Çamlığı'ndayız. Burada bir karınca kolonisi görüyorsunuz ki; Yozgat Çamlığı'nda tahmin ediyorum yüzlerce böyle koloni görürsünüz. Kış bittikten sonra bahar ayı gelmiş ve şu an bir canlılık var, uykudan uyanmış karıncalar. Önce kendi yerlerini tamir etmeye çalışıyorlar. Kendi etrafına yüz metreye kadar yiyecek bulmaya çalışıyorlar. Kolonilerde hayat çok başka, bununla ilgili yurt dışı kaynaklı bir çalışmada diyor ki; karınca yuvaları yer yüzeyinde bir ya da iki metre büyüklüğünde olabiliyor. Bunun altında da bir iki metre derinlikte olabilir. Onların da bir yaşam standardı var. Mesela 300 binle 500 yüz bin arasında yaşayan karınca topluluğunda 10 tane ya da 20 tane kraliçe karınca olabiliyor. Her bir kolonide de çok ilginç bir şey, karıncalar orada bir kraliçe seçiyorlar. Yani hani deriz ya ‘karıncalardaki demokrasi, adalet çok başka’ diye. Bunlarda da artık kendi alemlerine göre bir seçim var. Yapılan bir çalışmada çok ilginç bir şey var; yer altında da sanki otoban yollar gibi, patika yollar gibi şeyler de yapıldığını görüyorsunuz, bahçeleri gibi vesaire tam bir yaşam alanı oluşturmuşlar. Burada işçi karınca var, bunlar kısırlaştırılmış karıncalar. Bütün ömürleri kolonilerini koruyacaktır ya da yiyecek taşıyacaklardır. Ekim ayından sonra da çalışkanlıkları burada ön plana çıkıyor. Ekim ayından sonra artık kış başlıyor ve yiyecek toplamaya başlıyorlar. Yer altındaki kolonilerini koruyorlar. Cesur dediğimiz savaşçı dediğimiz özelliğe sahip bu karıncalar. Çünkü bir düşmanı gördüğü zaman ne yapıyor? formikasit salgılıyorlar. Formikasit çok farklı alanlarda kullanılan bir asit ki; bu formikasit de zaten karınca asidinde bulunan bir şey. Onu salgılayarak karşısındaki düşmanını, hatta on kat büyüklüğünde olan bir hayvanı düşmanı bile öldürebiliyor. Biz de biraz önce aslında gördük. Elimizi uzattığımız zaman bizi de düşman olarak algıladığından dolayı hemen formikasit salgıladı. Burnunuza tuttuğunuz zaman hemen öksürtme başlar. Bunun nedeni de yayılan formikasitten kaynaklanıyor.”

“Kene larvalarını yiyerek, kenelerin çoğalmasını önlüyorlar”

Kırmızı orman karıncaları için “Ormanlarımızın gönüllü bekçileri, gönüllü koruyucuları” diyen Prof. Dr. Temel, karıncaların iki tür fonksiyonlarının bulunduğunu vurgulayarak, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Bir, buradan çıkan karıncalar besin arama yaparken bitki bitlerini yiyorlar, tırtılları yiyorlar. Yozgat'ta da çok yaygın biliyorsunuz, kene larvalarını yiyerek, kenelerin çoğalmasını önlüyorlar. İkincisi de yer altında bir koloniler oluşturduklarından dolayı giriş çıkışlardan dolayı toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerini de iyileştiriyor. Çam ağacının olduğu yerlerde karınca kolonilerinin bol miktarda olduğunu görüyorsunuz. Bunlar tabi büyüklüklerle ilişkili olan bir şey ama şu büyüklüklerinin gün geçtikçe azaldığını görüyoruz. Bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi, azalması demek karınca sayısının da azalması demektir. Bu da aslında bir küresel iklim problemiyle alakalı olduğunu da söyleyen yeni çalışmalar çıkmış. Yani küresel iklim, karıncaları da etkilemiş. Karıncalar yok olursa birincisi biz kendi bölgemiz için söylüyoruz, Anadolu bölgesi için söylüyoruz; kene istilasından, kene probleminden kurtulamayız. Bitki yapraklarındaki bitki bitlerinden kurtulamayız. Bütün yapraklar artık çürüme yok olmaya başlarlar. Toprağın iyileştirmesine gerçekten katkısı oluyor. Toprak verimsizleşmeye başlar. Yabani hayvanlar dikkat ederseniz buraları yıkamıyorlar. En büyük nedenler yine bir şey gördüğü zaman formikasidin yayılması yabani hayvanların da yaklaşmasını önlüyor. Bu alanları sit alanına çevirebilirsiniz veya uyarı levhaları konulabilir. Çocuklar belki bilmeden, cahil insanlar gelip ayaklarıyla vesaire buraları yok etmeye çalışabilirler. Onun için buraları sit alanlarına çevirip, korunabilir. Genel müdürlükler olsun, belediyeler olsun bu konuda şuurlular, karınca yuvalarının çok faydalı olduklarını biliyorlar ve zaten koruma altındalar ama bunu birazcık daha profesyonel tarzda yapmakta fayda var. Buralara uyarı işaretleri konulması gerekiyor. Belki biz Yozgat olarak da bundan başlayabiliriz.”

 

Kaynak: anka